sayfakapak.jpg
Gunseli_sergikitabi_DSC02746_dekupe.png

K2 Güncel Sanat Merkezi fotoğrafçı  ve görsel sanatçı Günseli Baki’nin “Git Üstüne Bir Şey Giy!”  isimli kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 

 

Günseli Baki “Git Üstüne Bir Şey Giy!” sergisinde kadınların çocukluktan itibaren toplumsal ve kültürel olarak alımladığı uyarıların kendi bedeni üzerinde yarattığı yabancılaşmayı kırmak için bedenini parçalayarak ürettiği imgeleri, doğadaki form ve karşılıkları ile birleştiriyor. Fotoğrafın kendisini de kişinin kendini parçalara ayırdığı birer ayna olarak gören sanatçı,  verili kodları kırmak ve dönüştürmek  için hatırlamamızı sağlamaya çalışıyor.  Dört bölümden oluşan serginin “Hatırlama” bölümünde 10 sanatçının oto portreleri ve metinleri de eşlik ediyor. Sanatçıların  oto-portre ve metinleri, kadınların yaşadıkları sorunların aynılığına dikkat çekme amacını taşırken, kadın bedeninin seyirlik, gözetlenen ve bu yüzden de denetlenen bir nesne haline gelmesinin kültürel boyutuna gönderme yapıyor, sistemin dayattığı her türlü rekabete karşı kadınların her koşulda birlik olmasının önemini vurguluyor.  Sergide fotoğraf ve metinleri yer alan diğer sanatçılar:  Dilara Kızıldağ, Gülnaz Bingöl, Hale Güzin Kızılaslan, Meryem Güldürdak, Nesrin Ermiş, Nurgül Öz, Serra Akcan, Sinem Parlak, Sezgi Abalı, Şehlem Kaçar.

 

K2 Güncel Sanat Merkezi’nde 2 Eylül’de açılan sergi 7 Kasım tarihine kadar pandemi sebebiyle  hafta içi Pazartesi, Çarşamba ve hafta sonu ise Cumartesi günleri 13:00- 17:30 saatleri arasında görülebilir. 

 

SERGİ METNİ:

Bikinimin üzerine giydiğim t-shirtle sahile inerken, bir akrabamız beni kenara çekerek uyardığında on iki yaşındaydım. Neden altıma şort giymemiştim? Eril bakışın haz nesnesi olarak kadının kendi bedenine hapsedilmeye başlaması çocukluk yıllarından başlar. Eğilirken acaba göğüs çatalı görünür mü kaygısıyla elini göğsüne götürmesi, gömleğinin üçüncü düğmesini iliklemek zorunda hissetmesi gibi farkında olmadan yaptığı bir çok davranışın temelinde çocuk yaşlarından itibaren içselleştirmeye başladığı uyarılar yatar. Cinselliğinden, hazlarından, sıvılarından utanması gerektiği öğretilir.  John Berger, “Görme Biçimleri” kitabında kadınların öz varlıklarının ikiye bölündüğünden bahseder . Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır, her zaman kendi imgesiyle dolaşır. Bir odada yürürken ya da babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendini yürürken ya da ağlarken görür. Böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar.  Luce Irigaray’a göre eril öznenin bakışı ve görmesi kadın bedeninin bastırılmasını da beraberinde getirir. Eril bakış kadın bedenini nesneleştirir, anlamını sabitleştirir. Kadın kendi bedeniyle bütünleşemediği için kendini sürekli seyrettiği bir aynayla yaşar. “Git Üstüne Bir Şey Giy!” kadının bütünleşemediği kendi bedeninin her parçasına sahip çıkarak, kadın bedenini özgürleştirmek üzerine bir ses, paylaşarak çoğalan sesler bütünü…